24 Mart 2011 Perşembe

İşe gelmek isteyen Boran ve stres olan ben



                 Bu sabah Boran illa işe geleceğim diye tutturdu.Hem nabzını yoklamak hem de bana çok yakın olduğu için işe getirmek yerine keyifli vakit geçirir diye kreşe gitmek isteyip istemediğini sordum.Hevesle gitmek istedi.Okula vardığımızda sınıf arkadaşları bahçedeydi.Koşarak yanlarına gitti.Ama anneciğim ben işe gideyim birazdan seni gelip alırım dediğim andan itibaren yine işe gelmek için vızırdanmaya başladı. Mecburen aldım işe getirdim.Boran'ın ağlamasına hele helede benim işe gitmem yüzünden ağlamasına dayanamıyorum.Hergün çok iyiydik bana el sallıyordu evden.Anneannesi ve Deha ile mutluydu evde.Bugün ne oldu anlayamadım.Şimdi yanımdaki koltukta uyudu.Uyanınca eve bırakacağım.Umarım bu bugünlük bir durumdur.Kendisine anlattım bugün fazla işimin olmadığını ve onu sadece bugün için işe getireceğimi söyledim. Ama gel gör ki ben stresten öldüm.Patron zaten geciktiğim için bir laf sokuşturdu.Durumu anlattım ama anne olmayan birinin helede bir iş verenin bunu anlamasının mümkün olmadığını biliyorum.
Umarım bu durum bir daha tekrarlanmaz.Boran üzülmesin istiyorum konuşup ikna etmeye çalışıyorum ağladığında sarılıp okşuyorum.Doğru yaptığımı sanıyorum.Umarım bu son olur anneciğim.Çaresiz annenin sesini duy lütfen :((

Not: Uyandığında eve gidelim dedi.Eve götürdüm ama benim geri işe dönmem gerektiğini söyledim.Tamam dedi.Ama yine ağladı :( 

Not2: Ertesi gün: Bu sabah sorun yok.İşe geldim beni yolcu etti :))

3 Ocak 2011 Pazartesi

Boran'la 2010

Seninle  2008 2009 dan sonra bir yıl daha bitti.2010.Çok şükür beraberdik ,çok şükür her gününde beraber uyuduk anneciğim.Ama her iş gününde ayrıydık gündüzleri.Geceleri arayı kapamaya çalıştık.Bol bol sarıldık koklaştık.Bol bol ağlaştık.Hele de son ay hiç olmasaydı keşke.Bol bol hastalandık beraberce çünkü.
Hiç hastalanma 2011 de en önce dileğim bu.
Sonra çok mutlu ol hemde çok.Yani bir çocuk ne kadar mutlu olursa en çok o kadar mutlu ol.
Nerde mutluysan orda ol.Belki seni çok üzdüm kreşe yollayarak.İyiliğin için daha iyi olur diye düşünmüştüm.Oldu mu olmadı mı bilmiyorum ama şimdilik veda ettik kreşe.2011 de bu kadar zorlanmayız hiç bir konuda umarım.
Hep diyorum senle büyüyorum bende.Bende hatalar yapıyorum en çok da bu yıl biterken buna üzüldüm.Yine senle dopdolu bir yıl olsun istiyorum daha az hatalı daha çok mutlu bir yıl.
Deha ile elele koşacağınız bir yıl olsun.Deha kesin elini tutmaz senin ama olsun sen hiç elini bırakma onun 2021 de olsa beraber olun...
Dede ile beraber olalım bu yılda ve babaanne ile de anneanne ile de.
Sen ben baban küçük ama hiç küçük kalamayan ailemiz.Hep kalabalıkla olalım bu yılda.Halalarla teyzelerle.Yine İstanbula gidelim vuvvvv uçaklaa. Kulakların ağrımasın ama.
Gülelim kıkırdayalım sabahları kakalım (kalkalım) beraber uyanalım. Yeaye (real) gidelim. Bol bol konuşalım.Ve en çok gündüzleri daha fazla beraber olalım (bu nasıl olacak bilmiyorum ama allahtan umut kesilmez ) 
Biyaa biyaaa (bidaha) hamurdan aydede yapalım .
Biyaa biyaa abedee (bidaha abc) yazalım.
Babamız daha az tv izlesin daha çok bizle oynasın.
Yıl bitti 2011 den 3 gün bile bitti anneciğim.zaman su gibi akıp gidiyor.Hadi artık güzel günler seni bekliyoruz hep birlikte...

14 Aralık 2010 Salı

Anne kak kak!

         Yaşasın annem sonunda nihayet konuşmaya başladın henüz bi kaç kelime ile sınırlı ama çözüldü çözülecek korkarım bir sabah kalkıp sıralayacaksın.Bu sabah olduğu gibi....Uyuyakalmışım.Yakınımızdaki okulun zili çalıyor.Telaşla  "anne kak kaaakk " dedin.Çünkü ben her sabah annem zil çalıyor gecikiyoruz hadi hadi çabuk çabuk diyerek giydirip seni evden çıkarıyorum.Helede o sıcacık yatağından. Bu sabah sendromlarını da bir atlatsak.Aslında ne var biliyor musun annecim herşey geçiyor düzeliyor sonra başka sorunlar geliyor.Aslında çocuklarla iletişim okulunuza gelen Psikolog Gürkan bey'İn dediği gibi.İçi hava dolu bir balonun üstüne oturmak gibi çocuklarla iletişim.Ne balonu patlatacaksın nede rahatsız olacaksın.
Şimdi ben balonu patlattığım zamanlar için senden özür diliyorum.Ama rahatsız olduğum anlarda az diil yani.Senle beraber bu dengeyi bulacağız. Bulduk bile denebilir. Hele ki sen o küçük şirin dudaklarını büzüştürüp Anne sini siviyooomm diyorsun ya olay tamamdır. Bende sini siviyooom kuzummm hemde çok.
Bu arada arkadaşın Melike'yi de  "çok siviyooon " du artık  "sivmiyom istimiyooom " muş :)) Ay çok üzüldüm :P

25 Kasım 2010 Perşembe

Boran'ın büyüklük fotoğrafı :))

Artık büyüyorsun.Hızla...Resimde bunu belgeler gibi değil mi?
Kreşe bırakırken bana el sallıyorsun.Akşam aldığımda boynuma atlıyorsun.Sabah kapıda bir arkadaşınla karşılaştığında boynuna sarılıyorsun.Babana aga yerine baba diyip onun içini kıyım kıyım ediyorsun :) Dakikalarca Deha'nın yanına oturup büyük biriymişsin gibi saçlarını okşuyorsun.Bu aralar dedeni çok özlüyorsun ve gitti diye ona fena halde küssün.Bayram gezimizde daha çok anladım büyüdüğünü.Uçakta sana da koltuk verdiler ya hani sende keyifle oturdun.Sadece kulağın ağrıdığında mızmızlandın ya.Azcık eksiğimiz konuşman oda düzeliyor ya gitgide.Büyüyorsun işte gitgide ve ben biliyorum bu günleri çok özleyeceğim.Büyüdükçe özgürleşeceğini ve kucağıma sığamayacak kadar büyüyeceğini biliyorum.
Daha bebekliğini bile özlerken çocukluğunu özlemeye başlayacağım sanırım.
Öyle mutluyum ki senin annen olmaktan ve bunu sana söylediğimde gözlerinin parlamasından...

2 Ekim 2010 Cumartesi

Boran ve Pastalarım

Boran şeker hamurlu pastalarımı çok seviyor .Her yaptığımda hemen yemek istiyor. Bu sefer şaşkınlığını belgelemek istedim. Sabah pastayı görünce kocaman bir aaaaaaaaaa dedi. Anne mama dedi. Bende dedim ki ; annecim bu büyük teyzenin pastası. Onun doğumgünü için yaptım. Öğleden sonra oraya gideceğiz ve orda mum üfleyip pastayı yiyeceğiz. Hıııııııııııııı dedi kafa sallayarak. Sonrada resim çektiğimi görünce sende poz ver hadi dedim . O da bu pozları verdi.
    
    
    Şirin şey.....
    

1 Ekim 2010 Cuma

Hayııırrr...

  Boran'ın hayır deme dönemi.Ona hayır demesine fırsat tanımaya çalışıyorum.Hem şikayet ediyorsun hemde hayır mı dedirtiyorsun demeyin hemen.Hemde annesi babası hayır demişken o demiş çok mu :')
Kafasını koltuğun kenarına vurma ihtimali ola ola koltukta zıplıyor.Annecim zıpla zıpla kafanı koltuğa vur olur mu diyorum. Hayır deyip zıplamayı kesiyor :)
Önüne yemek koyuyorum.Annecim noolur yeme bak yersen sana küserim diyorum.Hayır diyor ve yemeye başlıyor.
           Bazende dayanamıyorum.Tv ye vuruyor.Hayır diyorum daha çok vuruyor.Babası anlatıyor;yok bozulur yok bir daha izleyemeyiz.Umurunda değil yine daha çok vuruyor.Demek ki bunlar işe yaramıyor.Henüz karşına alıp konuşup ikna edilecek yaşta değil.2 yaşında.Her şeyi bilse de anlasa da 2 yaşında.  "Heeey bende varım " diyor dünyaya ve  "baak her istediğimi yapabilirim ".Oğlum yapma hayır yaparım.Bu kadar..Geçsin şu dönem bir dörde gelelim oda anlayacak.Alıp karşıma konuşup ikna edebileceğim dönemlerde gelecek.
                          
Bir haftadır hasta birde boğazları iltihaplanmış.En çokda ilaç içmeye hayır dedi ne yaptıysak olmadı.En son 39,5 dereceyi görünce tekrar doktora gittik.İğne verdi.O'na da hayır dedi.Ama bunun için büyümesini bekleyemezdik. İğneler yapıldı.En son bu sabah iğneden sonra yüzünde bir gülümseme bittiii dedi.Evet bittii....
                                         
Birde bu muzur gülümseme yok mu beni bitiriyor.
Kreşe alıştı.Akşam güle oynaya alıyorum sabah mızmız bırakıyorum.Onunla daha çok beraber olabilmeyi gün içinde sadece yarım gün gönderip kalan zamanlarda oyun oynamayı gezmeyi hayatın tadını çıkarmayı çok isterdim.Belki bir gün....

24 Eylül 2010 Cuma

Boran mı beni bırakmak istemiyor yoksa ben mi Boran'ı?




Boran 15 aylıkken işe başladığımdan beri hiç bu kadar zorlanmamıştık.Her ikimizde.Buna kreşmi neden oldu bilmiyorum ama bu günlerde hiç bir şey istemiyor sadece beni istiyor.
Kreşe gidelim ama sende gel anne.
Neden kreşi sevmiyor musun oğlum? Seviyorum anne.
O zaman ben işe gideyim seni kreşe bırakayım arkadaşlarınla eğlen sıkıldığında gelip seni alayım.
Hıhhıııııııııııııı!!!!(yani hayır)
Hüngür hüngür......
Ağlamaya başlıyor.Anne anne anne diye .
Ben nereye koysam aynı tepki.Eve bıraksam da kreşe götürsem de aynı.Hemde iki haftadır her sabah aynı.Ama ben gittikten sonra kreşte keyifle oynuyor.Öğretmenini seviyor.Bugün evde birazcık ateşlendi gecede çok huysuzdu.Göndermedim.Ama bende zar zor işe geldim.Artık kovulacağımı düşünüyorum her sabah geciktiğimden. Peki buna üzülecek miyim hayır galiba.Çünkü o bu kadar ağlarken bende onu bırakmak istemiyorum.
Boranı ben mi böyle yapıyorum? Ne yapıyorum ki.Hepi topu günde 3 saat beraberiz o saatlerde kucağıma alıp öpüp koklamaktan başka? Daha önce beni yolculayan el sallayan giderken öpücük atan çocuğa ne oldu? Yaa bana ne oldu?.Çalışmayı içime sindirmiştim. Şimdi neden gene başa döndüm ki? Ben Boran'amı yeniliyorum yoksa onu yenilmeye mi zorluyorum.E bu bi savaş değilki....Peki ya ne?
Bu bir süreçse çabuk geçsin ne olur yoksa ikimizde dayanamayacağız bu duruma daha fazla.Ve nasıl bir çözüm üreteceğiz bilemiyorum.