26 Ağustos 2010 Perşembe

Öyle Özlüyorum ki akşamlar yetmiyor....

Yılların hasreti varmış meğer.Nasıl özlüyorum seni , ben işte sen evdeyken.Niye bu kadar özlem ? Sevgiden elbette.Ama yok yıllardır ben seni özlemişim bilmeden.Şimdi vuslat mı hasret mi bilemedim yine. Vuslattı doğduğun anda gözyaşı ve ilk öpücükle kutlandı. Şimdi yine hasret ve bu hasret sen büyüdükçe artacak biliyorum.Ve  buna dayanmak zor.
Ah ne desem neler desem de hasretim dinse
Yoksa yeni bir vuslat mı gerek bana??
Seni çok seviyorum annem.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Doya doya Boran'lı günler...

Ne güzel bir haftaydı tüm aksiliklere ve sıcağa rağmen.İşte izin dönüşü bugün tek düşündüğüm buydu anneciğim. Denize gidip sıcaktan bunalıp dönmemize, sanki Adana serinmiş gibi evde oturmamıza rağmen,günün her saatini senle geçirmek çok güzeldi.Sanki doğduğundan beri denize girermiş gibi denize girmen,deniz suyunun tuzlu olduğunu anlatmak için dudağını büzüştürmen çok güzeldi...Bir tek  kolluk takmamak için inat ettin oda cesaretinden olsa gerek...

                                                                        


Dönüşte yorgun düştün tabii.Eee nede olsa tam tamına 3 kere denize girdik :)))



Adana'ya dönüp te klimalı odadan kendimizi atabileceğimiz tek yer alışveriş merkezleri tabiki...Ve top havuzu da  kendini zevkle atabileceğin tek yerdi. Çook keyifliydin çook...


Ve tatilimizi ve iznimizi noktaladığımız anlar.Büyük dayının doğum günü.Dayının doğum günü bahane maksat mum üflemek.Arda ile yarışıp mumları üfleme heyecanınız...Birde koca bir paket çukulatayı Deha'ya kaptırmanız çok komikti doğrusu.

2010 yılının en sıcak günlerinde Boğsak'ta pansyonda  ve Adana'da evimizde senle dolu dolu bir hafta geçirmek babanla bana tüm bir yıl çalışmak için iyi bir doping oldu.Her günümüzün böyle geçmesini çok isterdim... Unutmamak için her okuduğumuzda yaşamak için buraya kaydettim.Ve şunu da kaydedeyim her zamanki gibi;

Seni çok seviyorum anneciğim.Hep mutlu ol.