25 Kasım 2010 Perşembe

Boran'ın büyüklük fotoğrafı :))

Artık büyüyorsun.Hızla...Resimde bunu belgeler gibi değil mi?
Kreşe bırakırken bana el sallıyorsun.Akşam aldığımda boynuma atlıyorsun.Sabah kapıda bir arkadaşınla karşılaştığında boynuna sarılıyorsun.Babana aga yerine baba diyip onun içini kıyım kıyım ediyorsun :) Dakikalarca Deha'nın yanına oturup büyük biriymişsin gibi saçlarını okşuyorsun.Bu aralar dedeni çok özlüyorsun ve gitti diye ona fena halde küssün.Bayram gezimizde daha çok anladım büyüdüğünü.Uçakta sana da koltuk verdiler ya hani sende keyifle oturdun.Sadece kulağın ağrıdığında mızmızlandın ya.Azcık eksiğimiz konuşman oda düzeliyor ya gitgide.Büyüyorsun işte gitgide ve ben biliyorum bu günleri çok özleyeceğim.Büyüdükçe özgürleşeceğini ve kucağıma sığamayacak kadar büyüyeceğini biliyorum.
Daha bebekliğini bile özlerken çocukluğunu özlemeye başlayacağım sanırım.
Öyle mutluyum ki senin annen olmaktan ve bunu sana söylediğimde gözlerinin parlamasından...

2 Ekim 2010 Cumartesi

Boran ve Pastalarım

Boran şeker hamurlu pastalarımı çok seviyor .Her yaptığımda hemen yemek istiyor. Bu sefer şaşkınlığını belgelemek istedim. Sabah pastayı görünce kocaman bir aaaaaaaaaa dedi. Anne mama dedi. Bende dedim ki ; annecim bu büyük teyzenin pastası. Onun doğumgünü için yaptım. Öğleden sonra oraya gideceğiz ve orda mum üfleyip pastayı yiyeceğiz. Hıııııııııııııı dedi kafa sallayarak. Sonrada resim çektiğimi görünce sende poz ver hadi dedim . O da bu pozları verdi.
    
    
    Şirin şey.....
    

1 Ekim 2010 Cuma

Hayııırrr...

  Boran'ın hayır deme dönemi.Ona hayır demesine fırsat tanımaya çalışıyorum.Hem şikayet ediyorsun hemde hayır mı dedirtiyorsun demeyin hemen.Hemde annesi babası hayır demişken o demiş çok mu :')
Kafasını koltuğun kenarına vurma ihtimali ola ola koltukta zıplıyor.Annecim zıpla zıpla kafanı koltuğa vur olur mu diyorum. Hayır deyip zıplamayı kesiyor :)
Önüne yemek koyuyorum.Annecim noolur yeme bak yersen sana küserim diyorum.Hayır diyor ve yemeye başlıyor.
           Bazende dayanamıyorum.Tv ye vuruyor.Hayır diyorum daha çok vuruyor.Babası anlatıyor;yok bozulur yok bir daha izleyemeyiz.Umurunda değil yine daha çok vuruyor.Demek ki bunlar işe yaramıyor.Henüz karşına alıp konuşup ikna edilecek yaşta değil.2 yaşında.Her şeyi bilse de anlasa da 2 yaşında.  "Heeey bende varım " diyor dünyaya ve  "baak her istediğimi yapabilirim ".Oğlum yapma hayır yaparım.Bu kadar..Geçsin şu dönem bir dörde gelelim oda anlayacak.Alıp karşıma konuşup ikna edebileceğim dönemlerde gelecek.
                          
Bir haftadır hasta birde boğazları iltihaplanmış.En çokda ilaç içmeye hayır dedi ne yaptıysak olmadı.En son 39,5 dereceyi görünce tekrar doktora gittik.İğne verdi.O'na da hayır dedi.Ama bunun için büyümesini bekleyemezdik. İğneler yapıldı.En son bu sabah iğneden sonra yüzünde bir gülümseme bittiii dedi.Evet bittii....
                                         
Birde bu muzur gülümseme yok mu beni bitiriyor.
Kreşe alıştı.Akşam güle oynaya alıyorum sabah mızmız bırakıyorum.Onunla daha çok beraber olabilmeyi gün içinde sadece yarım gün gönderip kalan zamanlarda oyun oynamayı gezmeyi hayatın tadını çıkarmayı çok isterdim.Belki bir gün....

24 Eylül 2010 Cuma

Boran mı beni bırakmak istemiyor yoksa ben mi Boran'ı?




Boran 15 aylıkken işe başladığımdan beri hiç bu kadar zorlanmamıştık.Her ikimizde.Buna kreşmi neden oldu bilmiyorum ama bu günlerde hiç bir şey istemiyor sadece beni istiyor.
Kreşe gidelim ama sende gel anne.
Neden kreşi sevmiyor musun oğlum? Seviyorum anne.
O zaman ben işe gideyim seni kreşe bırakayım arkadaşlarınla eğlen sıkıldığında gelip seni alayım.
Hıhhıııııııııııııı!!!!(yani hayır)
Hüngür hüngür......
Ağlamaya başlıyor.Anne anne anne diye .
Ben nereye koysam aynı tepki.Eve bıraksam da kreşe götürsem de aynı.Hemde iki haftadır her sabah aynı.Ama ben gittikten sonra kreşte keyifle oynuyor.Öğretmenini seviyor.Bugün evde birazcık ateşlendi gecede çok huysuzdu.Göndermedim.Ama bende zar zor işe geldim.Artık kovulacağımı düşünüyorum her sabah geciktiğimden. Peki buna üzülecek miyim hayır galiba.Çünkü o bu kadar ağlarken bende onu bırakmak istemiyorum.
Boranı ben mi böyle yapıyorum? Ne yapıyorum ki.Hepi topu günde 3 saat beraberiz o saatlerde kucağıma alıp öpüp koklamaktan başka? Daha önce beni yolculayan el sallayan giderken öpücük atan çocuğa ne oldu? Yaa bana ne oldu?.Çalışmayı içime sindirmiştim. Şimdi neden gene başa döndüm ki? Ben Boran'amı yeniliyorum yoksa onu yenilmeye mi zorluyorum.E bu bi savaş değilki....Peki ya ne?
Bu bir süreçse çabuk geçsin ne olur yoksa ikimizde dayanamayacağız bu duruma daha fazla.Ve nasıl bir çözüm üreteceğiz bilemiyorum.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Deha ama Deha Can aslında....

                                            

 11 aydır anneydim. Teyze olmayı bekliyordum nasıl bir şey olacağını çokta bilmeden ama annelik çok güzeldi.Şimdi ablamda anne olacaktı bu da çok güzeldi.Evdeki bıcırıkların sayısı artacaktı bu daha da güzeldi.Anneanne ve dede çok heyecanlıydı bir torunları daha olacaktı.Boranı çok sevmişlerdi Onuda çok seveceklerdi.Büyük teyzeler hep heyecanlıydılar.Sağ olsunlar onlar zaten yarı annemizdiler hep.Büyük anneanne ve büyük dede ise ne mutluydu bu günleri de görebildikleri için. Deha erken davrandı bu kadar heyecanlı insanı bekletmek istemedi.Ama biz beklerdik zevkle.Demek böyle olması gerekliymiş böyle oldu.Geldi Deha bey.Bizim Deha Canımız.Hepimizin çok sevdiği minik kuşumuz.El üstünde tuttuk çünkü dünyaya geldikten sonra ,henüz hazır değilmiş demek ki, anne kucağı yerine hastane yoğun bakımında kalmıştı.Daha sonrasında ise böbreğinin biri isyankar çıktı. Dİğerinden büyüktü. İşte bu dönem ben evde oğlumla idim.İşi bırakmış kafamı dinlemek istemiştim. Ama meğer Deha canımızın bana ihtiyacı varmışta ben o yüzden işi bırakmışım . Doktorlara beraber baş kaldırdık.Hayır dedik Deha iyileşecek.Çok şükür iyileşti Deha canımız. Ama biz çok el üstünde tuttuk sanırım.Deha yere bi türlü inmek istemedi.Ve isyan yeniden başladı.Deha bu Adana daki tüm hastaneleri gezdi hemen hemen ve alayına isyan etti. En son dayanamadı bizim heyecanımıza anne babası bir de Ankaraya gidelim dediler...
Veee çok şükür mutlu haberle döndüler.Deha yürüyecekti.İsyankardı inatçıydı ama yürüyecekti.Geçte olsa.Kafasına göre hareket edecekti.Anne babası kodlama hatası yapmışlardı.Hani sınavda kaydırırsın da bütün sorular yanlış cevaplanmış olur ya.Onun gibi. Ama eninde sonunda düzelecekmiş.Olsun varsın geç olsun.Her ne olursa olsun.O bizim Deha Canımız.O benim canım oğlumla beraber kalbimde yan yana. Siz çok yaşayın kuzularım güzel yaşayın.Biz nasıl birbirimize tutkunsak sizde öyle olun.Birbirinizin çocuklaır için heyecanlanın kenetlenin.Birbirinizin çocukları sizin canlarınız olsun.
Şimdi Boran sevgi dolu Deha canını sarılıp sarılıp öpüyor.Deha buna da isyan ediyor :) Ama Seneye beraber koşturacaklar Deha sarılacak Boran'a. Birbirlerinin elini ömür boyu tutacaklar.
                                        

15 Eylül 2010 Çarşamba

Boran ve kreş.

Bu yazının başlığını özellikle seçtim.Çünkü her çocuğun büyüme serüveni kendine özel ve farklı.Boran'ın kreş hikayesini anlatacağım belki bir faydam olur arkadaşlarıma. Ama dediğim gibi her çocuk farklı.Boran'ı büyütürken öğrendiğim en doğru bilginin bu olduğunu düşünüyorum.Evet tecrübeler paylaşılır ama kendi çocuğunu başka çocukla kıyaslamak veya o çocuk böyle olmuş benim çocuğum niye olmamış diye endişelenmek yanlış.Veya ah çok ünlü donanımlı bir pedagog veya psikolog böyle öneriyor veya çok iyi bir kreşe gönderiyorum ,oradaki yetkililer bunu böyle öneriyor deyip kendini ve çocuğu hırpalamakta yanlış.Tabi ki okuyup öğreneceğiz sorup soruşturacağız.Ama asla ve asla şunu unutmayacağız her çocuk bir olmaz.
Boran neden kreşe başladı?
Çünkü anneanne ve dede yoruldu.Çünkü iyi bir bakıcı bulamadık.Çünkü artık 27 aylık.İşte burda çelişki başlıyor.Erken mi? Hayır tam zamanı mı? Boran için bunu hala zaman gösterecek.
Boran ilk gün neler yaptı?
Boran'ı ilk gün dedesi kreşe götürdü.Öğretmeniyle tanıştı hoplaya zıplaya sınıfına çıktı.Sanırım bir on dakika sonra durumu farketti ve dedeeee diye haykırmaya başladı.Ama dede aşağıdaydı üstelik O'na dedesinin onunla birlikte olacağını ve yorulduğu zaman eve gidebileceklerini anlatmıştım. Yoruldu evet ama eve gitmek te istemedi.Dedeyle beraber oynamaya devam ettiler.Bahçede yemekhanede sınıfta oyun salonunda beraber vakit geçirdiler.Benim gönderdiğim kreşin yöntemi bu şekildeydi. 4 gün böyle geçti.
Sonra bayram tatili girdi araya.Sordum Boran seviyormusun kreşini ? Cevap evet. Tekrar götürsünmü deden cevap : Evet.Tamam anneciğim tekrar götürelim seni o zaman.Cevap; anne sende sende.Annem ben gelemem işe gitmem gerek.Cevap:hııımmmm dedeeeeee .....
Bayram dönüşü iki gündür sınıfında dedesi bırakıp çıkıyor.Ama kameradan izliyoruz kreş binasındaki tv den.Sürekli öğretmeninin kucağında.Öğretmeninin ifadesi:çok duygusal kucağımdan inmiyor bende indirmiyorum.Bir kaç gün böyleyiz.
Kreşte kaldığı günün ilk gecesi...
Amanın o ne ağıdı öyle.Neden ? Huzursuz uyku yatağına yatmak istememe.Çocuğun kreşe alışma sürecinde yaşanan zorluklar başlıklı bir yığın makale yazı okuyan bir çok kişiye soru soran ben durumu anladım hemen.Ne yapmam gerektiğini de biliyordum. Ama işte ikinci çelişki Boran gerekeni yaptığım halde ağlamaya devam etti.Bakalım ne kadar sürecek. Umarım yapılması gerekenler bu sefer işe yarar ve çabuk atlatırız bu durumu. 
Boran farklı her çocuk farklı.Yapılması gerekenlerse standart. Çocuğun ne şekilde cevap vereceği belirsiz. Yaşayarak görüyoruz. ve Onlarla büyüyoruz......Umarım en sağlıklı şekilde büyürüz...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Öyle Özlüyorum ki akşamlar yetmiyor....

Yılların hasreti varmış meğer.Nasıl özlüyorum seni , ben işte sen evdeyken.Niye bu kadar özlem ? Sevgiden elbette.Ama yok yıllardır ben seni özlemişim bilmeden.Şimdi vuslat mı hasret mi bilemedim yine. Vuslattı doğduğun anda gözyaşı ve ilk öpücükle kutlandı. Şimdi yine hasret ve bu hasret sen büyüdükçe artacak biliyorum.Ve  buna dayanmak zor.
Ah ne desem neler desem de hasretim dinse
Yoksa yeni bir vuslat mı gerek bana??
Seni çok seviyorum annem.